Ne Aramıştın?

Yeme, içme, gezme, görme, gülme, annelik, babalık, çocukluk, sanat, çizme, boyama, müzik, tiyatro, film..

Tuesday, November 13, 2018

Güncel 26


200 çift siyah çorabı var, sabah bana diyor ki siyah çorabım nerede? Ne bileyim hangisi, ne bileyim nerede? En iyisi isim takayım ben bu çoraplara, birinci kısa mehmet, üçüncü büzgülü osman diye öyle sor bana.

Çamaşırı, çorabı bana zimmetli gibi diyor ki bir de "yırtılan falan varsa çekmeceye koyma, at" Sırtına şal, ayağına sıcak su, bir bardakta çay koyayım paşam sen uzan şöyle.

Kızı servise verdik bu sene. Paşam sabahları stres olmasın, her zamanki gibi sadece kendine hizmet edebilsin diye. Gençlik after party'den çorbacıya giderken uyanıp kıza kahvaltı hazırlıyorum. Kör karanlık olduğu için haliyle ışıkları yaka yaka ilerliyorum evde. Orayı kapat gözüme parlıyor, şurayı kapat uykum açılıyor diye söyleniyor sıcak yatağında.

Ya bir sabah da sen uyansana deve? Evden çıkacak olan ben değilim sensin.

Uyan, kızını öperek uyandır, beraber ekmeğe tereyağ sürüp şakalaşın, ne bileyim burnuna labne peynir sür, mis gibi yıkanmış yumuşacık kıyafetlerini özenle çırpıp giydir, çantasına bahçemizdeki organik elmalardan bir tane koparıp koy, servise bindirip bembeyaz dişlerinle gülümseyerek el salla. Sonra bas git işine.

Yok arkadaş. Koskoca ben varken..

Her gün saat daha 10 olmadan arayıp akşam ne yiyoruz diyor. 6'da uyanmışım, bana öğlen olmuş, akşama ne yiyoruz? Dün et yedik bugün sebze yemeği yap diyor mesela. Ya ben dünü 3 yıl gibi yaşamışım sen akşama kadar oturduğun koltukta haftalık çetele mi tutuyorsun acaba. Sabah tezgahın üstüne yığılmış tabaklara ve tencere diplerine bakıyorum dün ne yemiştik ki diye.

Sorsan hiç bir iş yapmıyorum. Parmağımı şıklatıyorum ev toplanıyor, şık şık çamaşırlar tertemiz dolapta, şık şık mis gibi yemekler ocakta, şık şık kızın ödevleri yapılıyor, şık şık kızın banyosu, şık şık kızın alışverişi, şık şık sabah paşamın kahvesi önünde.

Daha hamileyken banyonun su borusu sebebiyle iki fayans kırıldı, 7 yıldır onları takacak. Salonun kornişleri sallanıyor, vida gevşemiş. Kafamıza düşmeden o iki vidayı sıkmayacak. Çamaşır makinası sıkma programına geçince zıplaya zıplaya evi dolaşıyor, balkondan düşene kadar yeni makinaya ihtiyaç duymayacak. Banyo küveti alttan su akıtıyor, ev suyla dolup şnorkel takana kadar usta çağırmayacak. Evladım zıplaya zıplaya koltukları çökertti, koltuğun altına beton gibi iki meydan larousse ansiklopedi koymuş.

Liste uzar gider.

Neyse ki ben de söylenip söylenip sonra unutuyorum. Yoksa bunca yıl bir arada.. yani..

Geçen yine bir yerden eve dönüyoruz. Nadiren ailece katıldığımız bir davetti sanırım. Yılda bir ya da iki kez olan bir şey. Eve giderken yol üstünde bir yere uğrayalım dedim yok dedi, markette dur bir şey alacağım dedim yok dedi, evde şunu yapalım dedim hayır başka bir şey yapalım dedi, kızın kırtasiyeden alacakları var, olmaz dedi. Hayır dedi, yok dedi, hayır dedi, olmaz dedi, yok dedi, istemedi de istemedi.

Adam kilitlenmiş gibi her şeyi reddediyor.

- Hebe ..
- hayır!
- Hübele ..
- hayır!
- Höe ..
- yok!
- Hıa ..
- olmaz!

Sonra "ya sen ne çok bağırıyorsun" diye şaşırıyor. A ah! Niye bağırıyorum acaba ben ya?

Ne dediğimi dinlemeden, cümlem bitmeden hayır diyorsun arkadaşım! Ben de alıyorum bardağı duvara çaaat diye fırlatıyorum ki kendine gel, dikkatini bana ver. Yoksa sinir hastası falan değilim. Sen algısal sağır, duyusal körsün. Kütüksün sen ya. Islak odunsun!

Arkadaşları ile de herhalde konuşuyorlardır; ya bu kadınlar çocuktan sonra çok değişti diye.

Çünkü siz hep o kaslı, yakışıklı, romantik, centilmen, ateşli, sürprizlerle dolu genç çocuktunuz, biz doğurup mahallenin nemrut teyzesi olduk. Evde elimizde meyve bıçağı, bak keserim topunuzu ha diye dolanıyoruz.

Geçen bir film izledim. Adam 3 ayrı kadından 3 ayrı çocuk sahibi olmuş, diyor ki "çocuk doğurmuş kadınla birlikte olmak istemiyorum!" Git bahçe küreğiyle ilişki yaşa o zaman güzel kardeşim. Git tuvalet terliği ile halvet ol. Aslında demek istiyor ki "yediğim hiç bir bokun sorumluluğunu almak istemiyorum" Hah işte git o zaman su damacanasıyla evlen.

Bencillik balonlarında birbirlerini pohpohlaya pohpohlaya yaşayıp gitmek istiyorlar.

Hiç kusura bakmayın beyler, size o konforu veremeyiz. Biz sizi ananızdan evlatlık almadık.

Hayat çok güzeldir, güzel yaşanmalıdır, hayat 1 tanedir ve o da müşterektir.

****Sevgiyle****

No comments:

Post a Comment

 
Designed by Beautifully Chaotic